Anasayfa Çanakkale Savaşları Deniz Savaşları Deniz Harekâtı - 2 (Başkent ne olacak?)
Deniz Harekâtı - 2 (Başkent ne olacak?) PDF Yazdır e-Posta

İstanbul’un Savunma Tedbirleri

Üçlü Uzlaşma Devletleri savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı'nı geçme girişiminin Osmanlı Genelkurmayı’nı kuşkuya düşürmesi normaldi. Kaldı ki bu girişime paralel olarak Kuşlarında Karadeniz Boğazı'na bir saldırıda bulunmaları olasılığı da büsbütün ortadan kalkmış değildi. Bu durum göz önünde tutularak Boğazların ve İstanbul'un savunulması için şu askersel tedbirlerin alınması gerekli görülmüştü: Çanakkale Boğazı ile İstanbul doğrultusunu savunmak görevi Liman von Sanders komutasında bulunan I. Ordu'ya verilmişti. Bu ordudan 3. Kolordu Gelibolu Yarımadası'na, 15. Kolordu Çanakkale'nin Anadolu kıyılarına,

 6. Kolordu da Yeşilköy bölgesine yerleştirilmişti. Karadeniz Boğazı'nın savunması ile Vehip Paşa'nın komutasında bulunan 2. Ordu'ya verilmiş bulunuyordu. Boğazların savunması ile görevli kuvvetlerin tümü, 200.000 kadardı.

İstanbul Halkının Durumu

Ocak ayından bu yana uzlaşmacı devletler donanmalarının Çanakkale yi geçmeye hazırlandıkları İstanbul'da öğrenilmişti. Sıkı yönetim ve sansürün varlığı nedeniyle devamlı bombardımanlarla sonuçlarının ayrıntıları bilinmemekteydi. Aynı nedenlerle yukarıda sözü edilen savunma tedbirleride halkın bilgisi dışındaydı. Şu da var ki, halkın ayrıntılı bilgilere ihtiyacı yoktu. Durumun görüntüsünden kuşkuluydu. Kafkasya savaşının yenilgileri, Kanal üzerine yapılan saldırıların başarısızlıkla sonuçlandığı haberleri artık saklanamaz olmuştu. Düşmanların Çanakkale Boğazı'nı geçmeleri gerçekleştiği takdirde Bulgarların ve onları izleyerek, Yunanlılar ile Romanyalıların Osmanlılara karşı savaşa girecekleri kestiriliyordu, İngilizlerin Dicle ve Fırat bölgesine doğru yürüyecekleri söylentileri de dolaşmaktaydı.

Halkı yıldıran bir etkende savaşın yıkıcı etkisinin ağırlığının duyulmaya başlanmasıydı. Osmanlı ordusunda sağlık olgusunun önemsenmemesinin kural geçerliliğini kazanması yüzünden, tifüs ve dizanteri gibi hastalıklarda düşman kurşunlarından daha öldürücü bir güç kazanmışlardı. Boğazların kapalılığı İstanbul'un her çeşit ihtiyaçlarının karşılanmasını güçleştirdiği için kıtlık ve açlık başlamıştı. Hükümetin bu gibi durumlarda ticaret mallarına el koymasıda mal darlığına yol açan ayrı bir sorun olmuştu. Bu durumda halk genel olarak uzlaşma devletleri donanmalarının Boğazı geçip İstanbul önlerine gelebileceği kanısındaydı.

 

Başkentin Eskişehir’e Göç Etmesi

Bu kanıya hükümetin sorumlu kişileri de özellikle Şubat ayından sonra katılmaya başladılar. Enver Paşa'nın dışında kalanlar Çanakkale'nin düşman filolarının gün geçtikçe gücünü artıran bombardımanına karşı direnecek düzeyde olmadığını kabul etmekteydiler. Mebuslar Meclisi Başkanı Halil (Menteşe) Bey de 1 Mart tarihli demecinde, düşman zırhlılarının Boğazı geçebilecekleri olanağını kabul ediyordu. Böyle bir olanağın gerçekleşmesi İstanbul' un savunmasını güçleştireceğinden hükümetçe birtakım tedbirler alınmasını gerektirdi. Alınan tedbirler arasında İstanbul Valiliği emrine özel bir ödenek ayrılması, bir İngiliz kumpanyasına ait olan telefon şirketine el konulması, telefon yönetimini sağlamak üzere yabancı telefon memurlarının yerini alacak 2000 telefoncunun dost Macaristan'dan getirilmesi, Padişah'ı, beraberindekileri ve Hassa Hazinesi'ni kor diplomatik üyeleriyle Eskişehir'e götürmek üzere trenler hazırlatılması gibi tedbirler göze çarpmaktaydı.

İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin İstanbul önlerine gelmeleri, başkentin Eskişehir'e taşınması olasılıkları, İstanbul'daki elçiler arasında da heyecan yaratmaktan uzak kalmamıştı. Amerikan Elçisi H. Morgenthau hatıratında söz konusu gemilerin Boğazı geçerek İstanbul önlerine gelebileceklerine kordiplomatik üyelerinin kesin olarak inandıklarını yazmaktadır. Hatta Alman Elçisi'nin eşyalarından bir bölümünün, İran Elçisi'nin de arşivinin Amerikan Elçiliği'nde korunması için kendisine başvurduklarım da anlatmaktadır. Amerikan Elçisi bundan başka Türklerin İstanbul'u düşmanlarına bırakmaktansa taş taş üstünde bırakmayacak biçimde yakıp yıkmaya kararlı olduklarını, Hıris-tiyanları katliama uğratacaklarını yazdıktan birkaç sahife sonra, yazdıklarına kendisi de inanmamış olmalı ki, şunları eklemiştir: "Şu da var ki, İstanbul'un büyük çoğunluğu memleketi yöneten siyasal gangısterlerin kontrolünden kurtaracak olan uzlaşmacı devletler filolarının saldırısının başarısı için belki de dua ediyordu".

İstanbul, yerlisi yabancısı ile bu korkulu rüyayı yaşarken uzlaşma devletleri filoları Çanakkale Boğazı'nı geçmek için son şanslarını denemeye karar verdiler.

Okunma: 1721
feed0 Yorumlar

Yorum Yazın
 
 
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
eksi not | artı not
 

security image
Lütfen resimdeki güvenlik kodunu girin


busy