|

1311 (1895) doğumluyum. 86 yaşındayım. 7 yıl askerlik yaptım.
1330 (1914) de seferberlik açıldı. 31'de topladılar arkadaşları götürdüler askere. Biga'da şubede doktor zayıf buldu beni. Bir sene sonraya bıraktı benim askerliği. Önce İstanbul'a, sonra da Batum'a gittik. Enver Paşa Çürüksu'da teftiş etti bizi. Bakü'ya gidecektik. Ermeni olduğundan Tiflis yol vermedi. Geri döndük Batum'a. Bir gece kaldık kışlalarda. Oradan kara yoldan Gümrü'ye gittik. Gümrü'de bir süre kaldık. Bakü sarılmıştı. Trenle Bakü'ya Ermenilerin üzerine gittik. Biz 15. Fırkadaydık. 5. Fırka da oradaydı. Ben 10,5'luk cebel toplarındaydım. Bizi 15 gün istirahat ettirdiler. Sonra hücuma geçtik. Bakü'yü aldık. 40-50 gün kadar Bakü'da kaldık. Sonra Petrovski Kasabasına gittik. Ermenilerle harp yaptık. Kovduk Ermenileri. Geri Batum'a döndük. Batum'a geldiğimizde 1308, 9, 10'lulara teskere vermişlerdi. Biz yürüyerek Samsun'a geldik. Oradan, Havza, Tokat yoluyla Sivas'a geldik. Sivas'ta 1,5 yıl kaldık. Orada Kuvayi Milliye teşkil edildi. Yunan da Kütahya'lara doğru sokulmuştu. Sivastan hareket ettik. Ankara'ya geldik. Ankara'dan Kütahya'ya vardık. Yunan'a karşı bir hücuma girdik. Yunan bizi bozdu. Haymana Ovasına kadar geriledik. . Polatlı İstasyonuna kadar geldik. Bir hücuma geçtik Yunan'a. Harp ediyoruz Yunanla... Bu hücumda Yunan bozularak, geri çekilmeye başladı. Afyon Cephesinde Yunanlılar 1,5 sene filan kaldılar. Büyük toplar kurmuş Yunanlılar oraya. Sonra bizim Türk Askerlerimiz hücum etti. Afyon'dan geri kaçmaya başladı Yunanlılar. Savunmadılar mevzilerini, şaşırdılar, geri kaçmaya başladılar. Geri kaçmaya başlayınca, Sakarya' dan gelen bizim askerler Yunan'ı Dumlupınar'a kadar kovdular. Dumlupınar'da büyük bir harbe tutuştuk. Bir derenin içinde Yunanın topları, kamyonları gibi eşyalar elimize geçti. Dumlupınar'dan Yunan'ı kovalıya kovalıya takip ederek gece gündüz peşinden gittik. Yunan esirlerini, Yunanlıların Türk esirler için Kütahya Kasabasında yaptıkları iki tel örgüye koydular. Trikopis ismindeki kumandanlarıyla birlikte koymuşlardı. Bir don, bir gömlekti Yunan esirleri. Etraflarında da 10'ar adım arayla nöbetçiler vardı.  Kovalıya kovalıya Yunanlıları İzmir'e indirdik. Harp de bitti. Benim bir arkadaşım vardı. Hani Yunanlılar eşyalarını filan bir derenin içine koymuşlar dedim ya. Bir çok arkadaş oraya gidip battaniye filan getiriyorlardı. Benim arkadaş: «İlle gidelim biz de,» diyordu. Yahu; bölüğü filan kaybederiz de ararlar bizi sonra dedim, dinletemedim. Gittik be. Öyle eşyalar bırakmışlardı ki. İstanbul Çarşısı gibiydi orası... 15. Fırka 1. Kolordu topçusu idik. Bölük Kumandanımız Asım Bey'di. Rütbesi Yüzbaşıydı. Mustafa Kemal ve İsmet Paşa Bolvadin'de bizi teftiş ettiler. O zaman gördüm onları. Mustafa Kemal nutuk söyledi. Ama aklımda kalmadı. Kafa zayıfladı artık benim. Allah kuvveti ve onun sebebinden bu memleket kurtuldu. . Bizim toplar Avusturya Topu idi. Üçer üçer 9 hayvan koşulurdu. Ben onların başında onbaşıydım. Bölükte 4 top vardı. Bataryada 2 top. Ben 1. Bölükteydim. Askerden gelince evlendim? Birinci öldü. Hatice'ydi. İkincisi Elmas yaşıyor. İkisinden 8 çocuk oldu. Üçü öldü çocukların. Şimdi 3 kız, 2 oğlan, 5 çocuk yaşıyor. Bir sürü de torun var. Kimbilir kaç tanedirler!... . Yaralanmadım. 10 sene önce madalya verdiler. Madalya ile beraber maaş da bağladılar.
 |