|

Bana Halil Çavuş derler. Galiçya. Kafkasya ve Afyon Cephelerinde bulundum. Topçu Çavuşu olarak 2 sene Galiçya, 6 sene de Kafkas ve İstiklâl Savaşı Cephelerinde, hepsi 8 sene hizmetim var... Bu vatan için. 1313 (1897) doğumluyum. 84 yaşındayım. Galiçya Cephesi'nde, Macaristan'da 2 sene
kaldım. Bu cepheden İstanbul'a trenle gelip bizi vapurla Batum'a çıkardılar. Büyük Reşit Paşa vapuru diye bir vapur vardı... O vapurla gidiyoruz Batum'a. Galiçya'da 20. Fırka, 64. Alaydaydım. ...... Batum'dan, Baku'ya, oradan da Çürüksu'ya vardık... Ermenilerle harbe başladık. Ermeniler kaçtılar. Gence, Ahıska, Ağrıkelek, Tiflis'e kadar Ermenileri kovaladık. Tiflis'ten topları trene koyup Baku'ya gittik. Ben 2. Kolordu'daydım. Nurettin Paşa Kolordu Ku-mandanımızdı. Tabur Kumandanımız Ali Rıza Bey, Bölük Kumandanımız da Tevfik Bey 'di. Ağır Obüsçüydüm. 5. Kafkas Fırkası ile 15. Fırka'nın hücumları ve 2 gün süren harpler sonunda, Ermenileri bozarak Baku'ya girdik. Çürüksu'da öyle çok savaşlar oldu ki, toplarımızın kalkanları kalbur gibi olmuştu... Delik deşik. Baku'da 15 gün kadar kaldık. Karadan hayvanlarımızla, toplarımızla tam 15 günde Batum'a gelebildik. Toplarımızı bir vapura yükledik. Hayvanlarımız karadan yola çıktılar. Biz Samsun'a geldik... Toplarımızı indirdik vapurdan... İngilizler yetiştiler ve topların dördünü esir aldılar. Biz diğer dördünü kaçırmayı başardık. Fakat İngilizler yetiştiler ve onların da kamalarını aldılar. Samsun'a topların başında çadır kurduk, bir tarafta İngilizler, bir tarafta biz toplarımızı bekliyoruz. Böylece Samsun'da üç ayı tamamladık. O sene kışı, Gümüşhacıköy, Merzifon, Amasya, Vezirköprü taraflarında geçirdik. Hayvanlarımız aç. Erzak yok. Sonra Amasya, Tokat üzerinden Sivas'a geldik. Sivas'ta Miralay Selahattin Bey'in emrindey-dik. Sivas'ta üç sene kaldım. Bu üç sene içinde Koçhisar, Zağra, Suşehri'nden Sivas'a hep top taşıdık durduk. Sivas'tan topları aldık Malatya'ya götürdük. Malatya'ya bizim ağır obüslerden ikisi gitti. Orada Fransızlarla savaş yapılıyordu. Biz Adana'nın Haçun Kasabasına Ermenilerin üzerine gittik. Ermeniler bozuldu dağıldılar. Bunun üzerine Sivas'a geri döndük. Sivas'a döndükten bir zaman sonra Atatürk geldi. O zaman Mustafa Kemal'di. Ata'yı Sivas'ta gördüm. Nutuk verdi: «Gelin komşular, toplanalım, birlik olalım. Düşman memleketimizi almak istiyor. Beraber olalım. Asker olalım. Düşmanları memleketimize sokmayalım,» diye konuştu. Ahali: “Askerlik yok. Askerlik yapmayacağız”diye bağırıştı. Bunun üzerine Atatürk ahalinin sözünü kesti. “Ankara'ya gideceğim. Ankara kabul etmezse, Konya'ya gideceğim,” diye konuştu. Eğer Sivaslılar o zaman kabul etseydi, payitaht Sivas olacaktı. Tokat'a geldik. Tokat'ta Nurettin Paşa geniş hazırlıklar yaptı. Asker topladı. Nutuk verdi: «Gidelim düşmanı karşılayalım. Düşmanı gebertelim. Yoksa düşman bütün memleketimizi alacak» dedi. Biz Tokat'tan, Alaca, Çorum, Yozgat yoluyla Ankara'ya geldik. Gelirken yolda toplarımızı çeken hayvanlarımız atlarımız yarı oldu. Trenle geliyoruz Eskişehir'e doğru... Eskişehir'e girerken tren düdük bağırtmadı. Asker Yunan yakın onun için tren düdük çakmıyor diyerek korkmaya başladı. Meğer, Refet Bey uyuyormuş... uykusu bozulmasın diye tren düdük çalmamış. Bizi indirmediler. Biz orada 15 gün kaldık... Yunan geldi... Savaşa başladık. Biz topçuyduk ya... Sivas'ın içinden Yüzbaşımız Faik Bey vardı... Gözetlemeye gitmişti. Toplar bir yandan ateş ediyor... «Önümden bu tarafa Yunan geçti, toplar gitti.» diyerek emirerinin silahını alıp kaçmış. Emirber geldi... sallana sallana. İstanbullu Mülazım-ı evvel Kadir Bey vardı. Sordu: -Ne oldu? - Yüzbaşı kaçtı. Aldı silahımı da. Çekti belinden tabancayı Mülazım-ı evvel Kadir Bey: Biriniz çekilmeyeceksiniz. Vururum hepinizi, dedi. Baktık, Yunan silah omuza geliyor. Topları korumak için bir takım asker vardı. Yunanlılarla hemen süngüleşmeye başladılar. Atlar filan hazırdı. Koştuk atları. Topları hemen kaçırdık. Bir sahra yüzbaşısı veryansın etti bizim üzerimizden Yunan'a. Bizden daha geride bir batarya kumandanıydı herhalde. O olmasaydı toplarımız bölüğümüz hepsi esir gidecekti Yunan'a. Neyse o yüzbaşının gayretiyle çıktık selâmete. Sahra Yüzbaşısı Kadir Efendi'ye dedi ki: - O kaçan subayı sen vuramazsan, ben seni vururum. Nerede kaldı yüzbaşınız? Kadir Efendi: - Ne yapayım, bırakmış kaçmış. Daha sonra Hidayet Bey isminde bir yüzbaşı verdiler. Bölük Kumandanımız oldu. ...... Sonra bizi Haymana'ya kadar geri çektiler. Yunan fazla geliyordu Haymana'da. Bir tarafta Yunan, bir tarafta biz. «Yunan bu gece Haymana'yı alırsa sabah Ankara'ya giriyor,» duruma geldik. Atatürk'le İsmet Paşa sabaha kadar top mevzilerinde gezerlerdi. Hep düşünerek, düşünceler içinde gezerlerdi. Bir gün yine böyle bir gezi sırasında, Atatürk geldi yanımıza: - Çocuklar şurada biraz uyuyayım, dedi ve topun kundağına dayanarak beş dakika kestirdi. Sabahleyin Yunan hemen hücum etmedi. Biz de etmedik. Polatlı-Haymana Cephesinde bir sene kaldı Yunan. Bir sene biz hazırlık yaptık. İsmet Paşa topların hepsini Afyon Cephesinde topladı. Yunanlıların yaptıkları siperleri İngilizler kontrol etmişler. Türkler bu siperleri alamazlar diye nota vermişler. Bütün toplarla birlikte bir hücum başladı. Yıldırım Tepe, Tınaz Tepe, Kaba Tepe'deki Yunan mevzileri 24 saatta alındı. Yunanlılar yalnızca İnönü'de biraz direştiler. Oraya büyük top getirmişlerdi. Bize çok kayıp verdirdiler. Öyleyken gene de dayanamadı Yunanlı. Topladık önümüze sürdük götürdük. 1. Ordu İzmir'e doğru sürdü götürdü. Biz 2. Ordudaydık. Bursa'dan, Bandırma, Mudanya'ya kadar geldik. İnegöl'den saptık, Bilecik'ten indik İzmit'e. İngilizler karakollar kurmuşlar İzmit'te. Asker dinlemedi... Bastı, bozdu, geçti İngiliz karakollarını Gebze'de bir ay kaldık. O sırada İngilizler İstanbul'dan çekilmeye başlamışlardı. Ben de o sırada Gebze'den teskeremi aldım. Askerliğim bitmiş oldu. Köyüme geldim. İstiklâl Madalyam var. Vatana hizmet tertibinden maaşım benim. 4 çocuğum var. En küçüğünün yanında kalıyorum köyde. Çanakkale'de her yıl yapılan 18 Mart törenlerine katılmaktayım.
 |